Türkiye sanayisi artık yeni bir sayfa açmalı
MAİB - Makine İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu, "Makine sektörü pazar büyüklüğü küresel pazar içinde yüzde 1,9 seviyelerine kadar yükselen ülkemizin, makine ithalatı sebebiyle 10 milyar dolar dış ticareti açığı vermesini doğru bulmuyoruz" dedi.
Kısaca
- Makine sektörü, 2018'de ihracatını yüzde 15,5 artırarak 17,1 milyar dolara çıkardı.
- Karavelioğlu, yıllık yüzde 15 büyüme hızının korunmasıyla ihracatın beş yıl içinde ikiye katlanmasını ve 2023'te 34 milyar dolara ulaşmasını hedeflediklerini söyledi.
- 2018'de makine ihracatındaki 323 bin tonluk artışın rakamsal etkisi 2,3 milyar dolar olarak açıklandı; sektörün artış hızının dünya ortalamasının dört katına çıktığı belirtildi.
- Karavelioğlu, teşvik mekanizmasının yerli makine ve teknolojiye ayrıcalık tanıyacak şekilde revize edilmesi gerektiğini savundu.
Karavelioğlu, sektörün 2018 değerlendirmesinin yapıldığı ve 2019 yol haritasının açıklandığı toplantıda yaptığı konuşmada, makinenin, 2018'de ihracatını en çok artıran üç sanayi grubundan biri olduğunu vurguladı. Sektörün, ihracatını yüzde 15,5 artırarak 17,1 milyar dolara çıkardığını belirten Karavelioğlu, “Dünya genelinde Çin ile birlikte makine ihracatını en çok artıran iki ülkeden biriyiz.
Teknoloji odaklı bir sektörün bu artış hızına ulaşması sık rastlanılan bir başarı değildir. Yıllık yüzde 15 düzeyindeki büyüme hızımızı koruyarak 5 yıl içinde ihracatımızı 2'ye katlamayı ve 2023 yılında 34 milyar dolar seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz“ diye konuştu. Türkiye'nin 2018 ihracatının yüzde 10,1'ini makine sektörünün gerçekleştirdiğini kaydeden Karavelioğlu, ihracatın yüzde 60'ını AB'ye ve ABD'ye yapan sektörün, kilogram başına ortalama birim fiyatının da 6,1 dolara ulaştığını bildirdi.
"2001'den bugüne makine ihracatı 10 katına çıktı"
Kutlu Karavelioğlu, 2018 yılında makine ihracatında kaydedilen 323 bin ton artışın rakamsal etkisinin 2,3 milyar dolar olduğunu, geçen yıl dünya makine ihracat artış hızını 4'e katladıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“2001 yılından bu yana makine ihracatımızı 10 katına çıkardık. Geçtiğimiz yıl yaptığımız çalışmalarla ekonomideki dalgalanmaların olumsuz etkilerini en aza indirmeyi başardık. Teknolojimize güvenerek ithalatçı ülkelerin kur farkını fırsata çevirmesini engelledik ve birim fiyatlarımızı düşürmeden Türk makinelerin marka gücünü koruduk. İleri teknoloji ve inovasyona yaptığımız yatırımlarla makinelerimizin marka algısını daha da yukarı taşıyacağız.”
Haftalık sektör özeti ve fuar takvimi
Sektörde haftanın özetini ve yaklaşan fuarların takvimini e-postanıza gönderiyoruz.
Aboneliğinizi tamamlamak için göndereceğimiz e-postadaki onay bağlantısına tıklayın.
E-posta
-
E-posta kutunuzu açın
Onay e-postasının gelmesi birkaç dakika sürebilir.
-
Onay e-postasını bulun
Gelen kutusunda göremiyorsanız Spam / Gereksiz klasörüne de bakın.
-
E-postadaki onay bağlantısına tıklayın
Bu adımı tamamladığınızda aboneliğiniz başlayacak.
Zaten aboneyseniz yeniden onay vermeniz gerekmez. Bu form mevcut konu tercihlerinizi değiştirmez.
"Teşvik mekanizması revize edilmeli"
MAİB Yönetim Kurulu Başkanı Karavelioğlu, makine ihtiyacını ithalatla karşılamaya devam eden ülkelerin geride kalacaklarını ifade ederek, küresel ticaret savaşlarının ardında teknoloji savaşlarının yer aldığını söyledi. Türkiye sanayisinin artık yeni bir sayfa açması ve dövizle borçlanarak makine ithal etme anlayışını tamamen bırakması gerektiğini belirten Karavelioğlu, şunları kaydetti: “Kaynak maliyetlerinin tüm dünyada arttığı bir süreçte eski alışkanlıkları bir kenara bırakmak gerekiyor. Türkiye sanayisi artık yeni bir sayfa açmalı ve dövizle borçlanarak makine ithal etme anlayışını tamamen bırakmalı.
Makine sektörü pazar büyüklüğü küresel pazar içinde yüzde 1,9 seviyelerine kadar yükselen ülkemizin, makine ithalatı sebebiyle 10 milyar dolar dış ticareti açığı vermesini doğru bulmuyoruz. Teşvik mekanizmasının yerli makine ve teknolojiye ayrıcalık tanıyacak şekilde revize edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Makinelerin imalatçıları ve üreticileriyle birlikte yurt içinde geliştirilmesi, yerli ve milli olmanın temel unsurudur.“

